ERHAN ALTAN

3 knaben schwarz Notgalerie‘de

13 Eylül 2020 akşamı saat 17’de, U2 Aspern Nord istasyonuna 200 metre uzaklıktaki Notgalerie’de hava da insanlar da ortam da çok güzeldi. Çıplak arazinin ortasında terk edilmiş bir halde duran ahşap kilise, 2015 yılında işgal edilerek bir sanat mekanına çevrilmiş. Notgalerie adıyla vaftiz edilen bu eski kilise, yıllarca sanatçıların yaratıcılık ve hayallerine ev sahipliği yapmış (notgalerie.at). Ancak şimdilerde bu ilginç mekan, belediyenin kentsel dönüşüm projesinin nesnesi haline geldiğinden kullanıcılarına veda etmek zorunda.

Sanatçılar bu çözülme sürecine iki farklı tepkiyle karşılık verirler: giderek artan sergi ve konser etkinlikleriyle ve süreci benimseyip dönüştürerek. Neden o kiliseden geriye kala kala bu fotoğraftaki ızgara yapının kaldığı da, işte tam bu süreçle ilişkili: Notgalerie’nin kurucusu Reinhold Zisser, konukların eve giderken buradan bir parçayı da birlikte götürmelerini istiyor. Bu parçalar evlerde saklansın ve Notgalerie ilerde başka bir yerde kurulacağı zaman tekrar geri getirilsin düşüncesi ve ricasıyla. 3 knaben schwarz da (3knabenschwarz.at), şimdi yalnızca bir çatı ve altındaki tahta ızgaralardan oluşan, kendisi bir sanatsal sürece dönüşmüş bu mekanda bu artan etkinlik ve çözülme sürecinin bir parçası olarak yerini aldı.

3 knaben schwarz’ın müziği, bu çözülme düşüncesine sadece enfes bir arka plan oluşturmakla kalmadı, aslında o düşüncenin müziksel ifadesi oldu. Nasıl mı? Öncelikle bir zirve, final göstermeyen bestelerin uç vermeleriyle birlikte çözülmeye başlayan yapılardan oluştukları söylenebilir. Lirik bir yapı oluşur oluşmaz melodi bozulmaya başlıyor, sesler distorsiyona uğratılıyor, duygusal dokunaklılıklar değiştiriliyor, çarpıtılıyor, böylece yapıt kendini bir miktar lağvediyor, ama bunu da tam yapmıyor, yapımla sökümün arasında kalıyor. Bunu birçok yoldan yapıyor. Şarkıların güfteleri de şaşalı bir son içermiyor ve yüksek bir iddianın peşinde değil.  Melodi çoğu kez klarnet veya bas klarnetten ve gitar üzerinden geliyor. Klarnetin de bir sapma alanı var ve Helmut Neundlinger yeri geldikçe bunu ustalıkla yapıyor. Ancak söz konusu çarpıtmayı temel olarak vurmalı çalgılar yerine getiriyor ve bunu zarif bir sevimlilikle yapıyor ve neredeyse sadece bu işlevle sınırlı kalıyor. Grubun solisti aynı zamanda gitar çalan Christoph Schwarz, bu ikisinin arasında bir yerde duruyor ve hem gitarıyla hem de sesiyle melodiyle sapma arasında kaygan geçişler sağlıyor. Denebilir ki grubun bu temel karşıt kutupluluğunu kendi kişiliğinde birleştiriyor.

Vurmalı çalgılar deyince sakın aklınıza bateri falan gelmesin. Gündelik yaşamda karşılaştığınız ne varsa Ernst Reitermaier’in tekerlekli masasında yerini almış. Müzik aleti olarak duran şey, oturma odamızda, mutfağımızda yer alan nesneler. Sadece her tını bir humor ve yaşama sevincine yol açmıyor, müziği sizin dünyanıza getirip bir hükümranlık olarak görülebilecek notalara da mesafe alıyor. Ev gereçleri müzik enstrümanlığına kutsanırken, müzik enstrümanları da yer yer birer gürültü üreticiye dönüşebiliyor. Ve tabii grubun solistinin bir içki kasasından yaptığı gitar da güme gitmesin. Dokunaklılığın yükseldiği bir yerde veya parçanın kapanışında plastik domuzlardan çıkan sesler, duygusallığı hafifçe bir humora tahvil ediyor, sonrasında tekrar geri dönüyor. Ve tabii sadece müzik aleti yapılmış ev eşyalarıyla değil, solistin inişli-çıkışlı şakacı veya doğuşkanlara kayan sesleriyle de.

Ve bunlar sadece üretilen müziğin niteliğiyle değil aynı zamanda sahne performansıyla da geliyor. Seslerin bu gündelik hayatla içli dışlılıkları ve yapı bozuculuklarının ötesinde bir geçişliliği, solistin bazen kadın giysisiyle sahne alması, birçok konsere farklı kültürlerden konukların katılması, kimliklerin dışında bir aradalık pozisyonunu sağlayan başka araçlar oluyor. Grubun farklı farklı renkli şapkalar, renkli çoraplarla sahne almaları, şarkıların bazen iddiasını humorla devre dışı bırakmalarıyla birleşince bunun yalnızca kimliklere değil kendinden başlayarak her türlü iktidara mümkün her düzeyde karşı çıkma veya baştan imkân tanımama çabasındaki bir konumlanış olduğunu da düşündürüyor. Bu oyunculuk grubun 3 knaben schwarz adında da devam ediyor. knaben’da raben’ı duymamak olanaksız, karga kara, yani 3 karakarga.

Ancak tüm bunlar çok daha temel bir niteliği yaşatmak için de var: geçicilik. Hiçbir yapının tutunamadığı, bitmek bilmeyen geçişkenliklerle bir başkasına ya da karşıtına dönüştüğü, sonra geri geldiği bir müzik ve icrası bu. Geçicilik, geçiciliğimiz demek ve pek de öyle kutlanacak tarafı yok tabii ki. Öte yandan kutlamayacak da ne yapacaksınız ki zaten oradayız. Ama boş bir kutlama olarak değil tabii. Aynı ileride başka bir yerde kurulacak olan Notgalerie gibi 3 knaben schwarz da sadece geçiciliği benimsemiyor, aynı zamanda dönüşümü sahipleniyor. Kendisi de fani olan bu kubbede hoş bir sada imiş.

https://erhan-altan.blogspot.com/

Vielleicht gefällt dir auch