“Annem ev hostesi öğretmenim”

Ben onlara yeni bilgiler öğretir, ödevlerini yaptırırken, ilkokul birinci sınıftaki öğrencilerim de beni eğitiyordu!

Her yıl, yeni birinci sınıfa başlıyan öğrencilerim olur. Her yılın ilk dersinde, bu yeni birinci sınıf öğrencilerine kendimi tanıtırım.

2018’de, Eylül’ün ilk haftası açılmıştı okullar. O zaman ben 2. Bölge’de (Leopoldau) çalışıyordum. Viyana’nın değil sadece, ülkenin de en büyük ve en ünlü lunaparkı, eğlence yeri Prater’e yakın bir okuldu.

O yılki birinci sınıflarda, çok Türkiye kökenli öğrenci yoktu. Bu okul Türkiye kökenli aileler tarafından çok sevilmiyor galiba, diye düşünmüştüm. Civarda çok sayıda oturan olmasına rağmen, o okulu tercih etmemişlerdi. Bir alt sokaktataki öğretmen arkadaşım, kendisinin okulunda çok Türkiye kökenli öğrencisi olduğunu söylemişti. 

Çok geçmeden, velilerden birine sordum:

“Bu okula, Türkiye kökenli ailelerin çocukları neden az geliyor?”

Aldığım cevap şu olmuştu:

“Öğretmen hanım, bu okulda yabancıları sevmeyen çok öğretmen var.”

Sormaya devam ettim:

“Nereden çıkarıyorsunuz bunu?”

“Bir problem olduğun da hemen Jugendamt’ı (Gençlik Dairesi) arıyorlar.”

Evet, birkaç kez bu tür problemlere ben de şahit olmuştum. Bir Türk öğrencim, okula  geç getirildiği ve okul eşyaları eksik olduğundan dolayı, sınıf öğretmeni, “aile görevlerini ihmal ediyor” diye, Jugendamt’a şikayet etmişti.

Elbette burada ifade etmek istediğim şey, “öğretmenler haksızlık yapıyorlar”, değil. Öğretmenler, görevleri gereği hem çocukları korumaya çalışıyor, hem de anne-babalara sorumluluklarını hatırlatıyor ve anne-babalar bu sorumluluklarını yerine getirmediklerinde “Gençlik Dairesi” seçeneğine başvuruyorlar.

Gerçekten de genel tüm göçmen, özelde Türkiye kökenli aileler çok duyarsız davranıyorlar. Çoğu zaman ailenin  dikkatsizliğinden ve unutkanlığından dolayı böyle olaylar oluyor. Bu yüzdendir ki okula yeni başlamış çocuklara acilen öğretmeye çalıştığım davranış tarzları şunlar:

  • Kendi sorumluluğunu üzerine al
  • Kitap, defter, kalem vb eşyanı çantana kendin koy
  • Kalemlerini aç
  • Eve gidince ödevini yap
  • Düzenli şekilde erken yat, yeterli uykunu al

Anladığım kadarıyla birçok geleneksel göçmen ailede olduğu gibi, Türkiye kökenli ailelerde de dede, baba, abi dışarıda çalıştığı gerekçesiyle ve ev işleri de “iş”ten sayılmadığı için küçük yaştaki öğrenci çocuklarıyla ilgilenmek kadınlara kalıyor. Onlar da yemek pişirmek, alışveriş yapmak, çamaşırları yıkamak gibi işlerle o kadar meşguller ki, çocuklarıyla oturup iki laf edemiyorlar.

Benim için en güzeli, öğrencilerimin beni heyecanla dinlemeleri. Geçenlerde, Türkiye’yi anlatıyordum onlara. Aralarından biri elini kaldırarak bana sordu.

“Öğretmenim, sen bunların hepsini nerden biliyorsun?”

O an birden farketim ki, çocuklarla Türkçe sohbet eden kimse yok. Çocuklar, dinlenilmeye ve sohbet etmeye aç. Ailelerin önemlice bir kısmı, çocuklarının karnını doyuruyor, üstünü başını giydiriyor ama ruhunu aç bırakıyor.

Bir gün birinci sınıftan öğrencileri alarak bana ayrılmış sınıfa gittim ve “bugünkü konumuz aile”, dedim. Yanı başımdaki öğrencime dönerek, “aile” ile ilgili sorularımı sıralamaya başladım.

“Evde kaç kişisiniz?”

“Dört kişi öğretmenim.”

“Annen ne iş yapıyor?”

“Annem, ev hostesi öğretmenim.”

Bir an kalakaldım. Bir kere daha anladım ki, ilkokul birinci sınıftaki öğrencilerim de beni eğitiyordu! Onların yaşam sevinçleri, devamlı gülmeleri, hayatı hafife alışları… Bunları görmek ve yaşamak bana hayat sevinci veriyor.

O, “Annem, ev hostesi öğretmenim”, diyen çocuk çok haklıydı bence. Siz ne dersiniz?

……………………..
Viyana, nuray.ammicht@gmx.at

Vielleicht gefällt dir auch