Avusturya’daki çocuk yuvaları – 1

Avusturya’da çocuk yuvasına gitmiş bile olsa göçmen kökenli bir çocuk, okula başladığında hâlâ Almancayı bilmeyebiliyor ve bu sayı neredeyse göçmen çocuklarının yarıdan fazlasını kapsıyor.

Viyana – Biliyor muydunuz, Avusturya’da çocuk yuvasına gitmiş bile olsa göçmen kökenli bir çocuk, okula başladığında hâlâ Almancayı bilmeyebiliyor ve bu sayı neredeyse göçmen çocuklarının yarıdan fazlasını kapsıyor.

2009 yılından beridir, dil eğitmeni olarak çocuk yuvalarında çalışmaya başladım. Türkiye’den gelmiş ailelerin çocuklarına, Türkçelerini geliştirmelerinde destek verecektim. Beni bunun için işe aldılar.

Bilim insanlarının söylediklerine göre, “bir çocuk eğer anadilini iyi konuşamıyorsa, diğer dilleri de öğrenmekte zorluk çekiyor”. Ben de bu düşünceden yola çıkarak işe başladım.

Bu iş, o kadar da kolay değildi ama. Karşımda katılaşmış bir sistem duruyordu. Bazı anaokulu öğretmenleri, “bunların Almanca öğrenmesi gerekiyor Türkçe değil”, diyerek bana çocukları vermiyorlardı.

Dolayısıyla benden de çocuklara Almanca öğretmemi istediler. Buna karşı çıktım. “Beni bu işe, anadili Türkçe olan çocukların Türkçelerini ilerletmem için aldılar”, diyerek.

Zamanla gördüm ki, yuvalardaki çocukların çoğunluğu Almanca bilmiyor ve konuşamıyordu. Türkiye’den gelmiş ailelerin çocuklarının ise Türkçeleri de olması gereken seviyenin altında, çok zayıftı ve kendilerini neredeyse hiç ifade edemiyorlardı.

Yuvalarda, çocukların dağılımı yapılırken bu dil sorunu çok da dikkate alınmıyordu. 20 kişilik bir çocuk grubunun içinde, 10 Türkçe konuşan çocuk oluyordu. 15 dakikalık sabah sohbetinden sonra, serbest oyun başlıyordu. İster istemez Türkçe anlaşan çocuklar biraraya, Sırpça ya da Hırvatça konuşanlar biraraya geliyor; birkaç başka ülkeden gelmiş tek tük çocuklar ise ortalarda dolanıyordu. Anadili Almanca olmayan bu gruplarda, Avusturyalı bir-iki çocuktan fazlası katılmıyordu.

 Böyle bir ortamda, göçmen kökenli çocuklar sizce nasıl Almanca öğreneceklerdi ki? 

Yaz aylarında çalıştığım çocuk yuvası da tatile girince, beni aynı bölgede bulunan başka bir çocuk yuvasına yolladılar. Orada sadece bir ay çalıştım. Oradaki grupta Avusturyalı çocuklar yoğundu. Buna bir türlü anlam veremedim. Neden, öbür taraftaki çocuklarda Türkiye ve Yugoslavya kökenliler ağırlıktaydı da sadece 500 metre mesafedeki başka bir çocuk yuvasında Avusturyalı sayısı yüzde yetmiş fazlaydı?

İki soruyla bitirmek istiyorum bu yazımı: Sizce, bu dağılım bile isteye mi yapılmakta? Göçmen ve yabancı ailelerin çocuklarının bilinçli bir şekilde kösteklenmesi metodu mu bu?

nuray.ammicht@gmx.at

Vielleicht gefällt dir auch