CENGİZ KÖSE

Geleceğin yolu ve Alevi dernekleri

Avrupa’da bazı Alevi derneklerinde, Aleviliği yeniden ‘tanımlama’ gündem konusu oldu. Fikir ayrılığına sebep olan teorik tartışma; iman esaslı geleneksel Alevilik ve kültürel kökenli tanımlanan ‘Alevilik’ ile alakalı. Teorik tartışma dernek kitlelerini pratik bölünmeye götürdü. Yol ayrımı, iç sorunlardan kaynaklanıyor görünse de durum farklı. Dernek çevresinde iki görüş tartışılırken, dışardan ‘görülmeyen’ üçüncü bir yapı, algı müdahalesiyle bölünmeyi ateşliyor. Önce bazı konulara değinelim sonra bu algıyı anlamaya çalışalım!     

İki kitleyi Aleviliğin dışına çıkarmak

Dış algı müdahalesiyle bölmenin amacı, iki dernek kitlesini Aleviliğin dışında bir yapıya entegre etmektir. Diğer amaç, geleneksel Alevilik yoluna bağlı olan canların dedelik kurumunu dağıtmaktır ve Seyyidlerin soyçizgisini Hz. Hüseyin’den ayırmak. Devamla hirarşik yapıdan çıkarıp insanları yalnızlaştırarak tekilliğe yönlendirmektir. Nihai amaç, bölünen dernek kitlelerini kendi aralarında tekrar bölmek ve bireyleri ‘geleceğin yolu’ (ileride değineceğiz) benzeri istikamete yönlendirmektir. Alevilik nedir, ne değildir, tartışması sürüp giderken, iki kitle farkına varmadan, sonunda kendisini Alevi olmayan bir yapıda bulacak.

İslam içi, İslam dışı tartışması ve sonrası

Bazı Alevi derneklerinde son yıllarda Alevilik İslam içi / İslam dışı tartışmaları da ayrılıklara sebep oldu. ABD büyük elçileri de önceki yıllarda çok sayıda dernek yöneticilerine, konuyu merakla sorup merkezlerine raporladılar. Konu gelinen aşamada farklı bir hal aldı. Artık İslam’ın içi ve dışı tartışılmıyor, dikkatler İslamiyet öncesine odaklanıyor. Alevilik İslam’dan önce vardı ve kökleri ‘12 bin’ yıla kadar uzanıyor görüşü, Avrupalı vakıflar tarafından da dikkatle izleniyor. Dijital küresel merkezlerde ise İslam’ın içi, dışı ve öncesini geride bırakacak, geleceğin modeli hazırlanıyor. İslam ve Alevilik ‘sonrasına’ ilgi ve algı teşvik edilmeye çalılışılacak.

Geleneksel Alevilikten kopmalar

Dönemin Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek’in Diyanet’ten talep ettiği araştırmaya göre, Alevi köylerinde şiddet, öldürme ve hırsızlık olayları olmadığı ortaya çıkıyor. Bunun sırrını müsahipliğe bağlıyor. Hacıbektaş kasabasında ise cezaevine gerek duyulmuyor ve kapatılıyor. Yine de barışın teminatı olan geleneksel Alevi yolundan, kopmaları neye bağlamak lazım?

Viyana Teknik Üniversitesi’nde ‘İslam öncesi’ Alevilik tezi

Aleviliğin kültürel köklerini Luvi deryasında aramak, kaynağa ulaşmak için akıma karşı yüzmeye benzer. Ulaşılsa bile üst insanın, antik kraliyet ve soyluların inancı, günümüzün emek sınıfı içerisinde karşılık bulur mu, yaşatılabilir mi? Viyana Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nde, Volkan Başocak imzalı önemli bir tez çalışması “Alevilik ve İbadet Yerleri” (Das Alevitentum und dessen Gebetsräume) bulunuyor. Tezde bazı bölümler şöyle: “Hititler’den sonra Anadolu’nun dağlık bölgelerine sığınan halkın adı Luvi-A’dır ve tanrısı ‘ALU’dur / Luvi-A sözcüğü zamanla Aluvi-Alevi şeklini aldı / Aleviler kendilerine Işık insanı derlerdi / Johanna İncili’ndeki ‘başlangıçta ışık vardı’ sözü Alevilik temellidir / Alevilerin Hz. Ali taraftarı oldukları söylemi, dış tehtitlere karşı koruma amaçlıydı / Anadolu’nun Ali’si ve Arabistan’ın Ali’si ayrı şahsiyetlerdir / Osmanlı arşivlerinde 16. yüzyıldan önce Işık taifesi yer alıyor / Aleviliğin içindeki ışık, İslam’la örtülü…”

Tez dosyasında, Kemal Soyer ve yazar Erdoğan Çınar’ın çalışmaları referans alınıyor.

Luvi Vakfı: Aleviler Luvilerin devamı değildir

İsviçreli Luwian Studies Stiftung (Luvi Araştırma Vakfı) yönetim konseyinden, tartışmaya virgül koyacak bilimsel bir açıklama geldi. Son 40 yıldır Türkiye’de Luvi uygarlığı hakkında bilim, arkeoloji, tarih, jeoloji, dilbilimi vs kapsamında araştırmalarını yoğunlaştıran vakıf, güncel tartışmaları sosyal medyadan takip ediyor. Nihai konuyu aydınlatmak amacıyla şu açıklamayı yaptı: “Alevilerin, Luvilerin devamı olması mümkün değil ve herahngi bir bağ bulunmamakta. Arkeolojik araştırmalarımızda hiçbir belirtiye rastlanmamıştır. Luvilerin kesinlikle bugünki inançlarla bir bağı bulunmuyor. Luvice’nin terimi, bronz çağının sonuna doğru, Küçükasya’nın batısında varlığını sürdüren küçük kraliyet, şehir devletleri, multietnik ve çokdilli oluşuma dayanıyor. Alevilik ise 12. yüzyılda Horasan’dan Anadolu’ya yerleşen Türkmen boylarından yayıldı. Yani Luvi dilinin yok oluşundan 1000 yıl sonra. Yönetim konseyimiz herhangi bir yanlış anlaşmanın önüne geçme amacıyla, bu açıklamayı yaptı.”

Alevi tanımlamasına patent mücadelesi

Alevilikle ilgili yeni tanımlamanın konuşulduğu derneklerde, kültürel törenlerin geleneksel Alevilik’ten farklı olmadığı gözüküyor. 12 İmamlar’ın temsili resimleri geri planda kalsa da Pir Sultan Abdal ve Seyit Rıza öne çıkıyor. Biri idam sephasında ‘açılın kapılar Şah´a gidelim’, diğeri darağacına çıktığında ‘evladı Kerbelayız, bi hatayız, ayıptır zülümdür cinayettir’ haykırışlarıyla, Hz. Ali ve Hz. Hüseyin’nin yoluna bağlılıklarını cihana ilan etmişlerdi. Yeni tanımlama yapılsa bile geleneğe uzanan köprü duruyor. Yinede ‘iki’ Alevilik tanımlamasının aynı anda devam etmesi, uzun vadede kabul görmez. Aleviliğin tanımlaması ‘patent’ benzeri mücadeleyle dokunulmazlığına kavuşabilir. Patent sadece teknolojik buluşlara verilmektedir, ancak dijital bir ‘APP (uygulama)’ içerisine Aleviliğin tanımlaması ve ABC’si yüklenirse, teknik patent hakkına uluslararası alanda kavuşabilir.

Hollywood’da Alevi ismi ayaklar altında

Patent hangi durumda faydalı olur? Örneğin merkezi Hollywood ve İtalya’da lüks bir ayakkabı şirketi bulunuyor. Şirketin ve ayakkabı markasının adı ‘Alevi’. Uluslararası burjuvazinin satın aldığı ürünün tabanındaki ‘Alevi’ ismi, ayaklar altında. Yetkili dernek ve kurumlar rahatsızlığını duyursa bile, şirketler önemsemez. Fakat patent dokunulmazlığı olursa, ilgili şirketlerle isim hakkında görüşülebilir.

1 milyardan fazla İnsan yeni din arayışında

Yeni yapıyı anlamaya çalışalım. ‘Geleneklerden’ kopan insanlar yeni arayışlara yönelmekteler. Son yıllarda miliyarlarca insanın sosyal medyada ‘neye, nasıl ve ne için inandıkları’ bilgileri, Facebook gibi dijital global şirketlerce filtrelenerek analiz edildi. Dünya genelinde 4,5 milyar internet kullanıcısının  %25’inin, ‘spritüel’ web sitelerini ziyaret ettiği ortaya çıkıyor. İnsanların verilerinden yeni bir dine, büyük bir talebin ve ilginin olduğu tespit ediliyor.

Bu talepler  sonucunda, Silicon Valley’de ‘geleceğin yolu’ (way of future) adında yeni bir ‘dijital din kuruldu’. Şimdi fazla bilinmese de önümüzdeki dönemde farklı bir formatla, dünya gündeminde ilk sıralarda yer alacak. Ortak dijital bir ‘din’ büyük ilgi odağı ve çekim merkezi haline gelecek. Geleneksel dinlerden farkı; yapay zekalı tanrısının, insandan 1 milyon kat daha akıllı olmasıdır. Dijital tanrı tüm evrenin bilgisine sahip ve her sorunun yanıtını verebilecek. İnsanlar artık başka insanalara soru sormayacak derdini paylaşmayacak. Yapay zeka insanların ağ içerisindeki arayışlarına göre, yol gösterici olacak. Dijital dini benimseyen herkese, yapay zeka hayatlarının sonuna kadar her saniyede yardımcı olacak. İnananlar direkt dijital tanrıyla iritbat kurabilecekler, arada herhangi bir hirarşi olmayacak. Sorunlarınızı, isteklerinizi, dileklerinizi öte alemde değil, bu dünyada istediğiniz süre içerisinde çözecek ve yerine getirecek. Ödül ve cezayı da yeryüzünde uygulayacak. Dijital dinin görevlerini (davranışlar, online ödevler, vücut enerji bağışı…) yerine getirenler dijital para ödülü alacak, getirmeyenlere sınırlandırma uygulanacak.

Übermensch, İnsanı-ı Kamil ve Işık insanı

Çağımızın tüketim toplumu ve üreten sınıflar içerisinde, hiçkimse doğal yoldan ‘Üstinsan’ (Übermensch), ‘İnsan-ı Kamil’ veya ‘Işık insan’ı olma özelliğine sahip değildir. Yarı insan, yarı yapay zeka karışımıyla Übermensch projesi, önümüzdeki yıllarda dijital dinin içerisinden yükselecek. Işık insanı veya Übermensch ‘adayları’ yapay zeka tarafindan tespit edilip seçilecek. Yani labirent içerisindeki dünya toplumuna tepeden bakan olağanüstü yeteneklere sahip, bir avuç üstinsan olacak.

Dijital dinin dünya vatandaşları

Küresel dijital şirketlerin dikkat çekici bir çalışması da ‘kimliksiz’ insanlara dünyalı ‘vatandaşlık’ verilmesiyle ilgili. Dar bir alandan çıkmak ve geleneklerden ‘kurtulmak’ istiyen insanlar, dünya vatandaşlığına başvurabilecekler. Dijital kimlikle sistem ağına bağlı olan vatandaşlara, görev karşılığında koşulsuz temel maaş verilmesi gündeme gelecek. Dijital devletin dünya vatandaşları ortak dijital kimlikten, paradan, dilden ve dinin getireceği kolaylıklardan faydalanacaklar. Dijital sistemde kitlelerin bağımsız blok halinde ortak amaçla birleşmelerin önü, ilan edilecek ‘Singularite’ yani ‘Tekillik’ ile kesilmeye çalışılacak. Kitleyi sistemin kontrolü dışında bir araya getiren ister küçük, ister orta veya büyük çapta kim olursa olsun, hedef alınacak. Sosyal varlığınızdan uzaklaşarak ağın bütünlüğü içerisinde, koşulları kabullenerek ‘Tekillik’ (yanlızlık) ilkesine göre, yer alabileceksiniz. Yapının amacı budur. Başarılabilinecek mi? Zaman gösterecek.

cengiz_aut@outlook.com

Vielleicht gefällt dir auch