ZÜLÜFE

Hiç zaman

Viyana – Canım sıkılıyor. Evde bir odadan diğerine geziyorum. Kafamda binbir türlü düşünce… Yüzde doksan dokuzunun üzerini çiziyor, yüzde birini not ediyorum. Çokça müzik, kitap, çok az insan… Huzur ve endişenin iç içe geçtiği saçma sapan bir ruh halindeyken konuşmak da keyif vermiyor.

Plakçaların bir şarkıdan diğerine geçerkenki o kısa boşlukta çıkardığı cızırtı, tadımı kaçırıyor. Düşünürken, ellerimi saçlarımın arasından tarar gibi geçirdiğimi fark ettiğimde hissettiğimle aynı… Kısa, tatsız bir keşif…

Karantinadan karantinaya kaç gün geçti bilmiyorum. Günleri takip etmeyi mart ayında bırakmış olmalıyım. Nevruzdan sonra, en uzun günden önce… Kayıp bir zamanın içinde, herkesle ve herkesten bir o kadar uzak ben de gidip geliyorum. Zihnim ve hislerim bir salıncak gibi bir ileriye bir geriye deviniyor. Onca tatsızlık içinde var olmak, anda kalmak zorlaşıyor. Delilik; çatlak bir çanaktan sızan su misali sinsice, yavaş yavaş açığa çıkıyor. Çok imgelemli ve nitelikli bir delirmek bu. Öyle ki zihnimde; iki kasım tablosundaki teröristi avuçlarımda parçalıyorum. Avuçlarımın arasından kum taneleri olarak dökülüyor. Tüfek figürü eriyerek, kaldırımların arasından akıyor. O da kum tanelerini bulup çamura dönüşüyor.

Çizim: Zülüfe Merve Aynur

Sonra “evlerinize girin”, “olmadı! Finansal kriz, tekrar çıkın”, “vakalar arttı, bir daha girelim” gibi söylemlerle insanları darlayan birtakım beceriksizlerin kafaları samanlaşıyor. Ayaklarımın altında çiğnediğim bu samanların çıtırtısı tuhaf bir keyif veriyor. Sonbaharda bir patikada yürürken, yaprakların çıkardığı sesle rahatlamak gibi… Virüse çare olacağı söylenen aşının iğnesi devleşiyor. Dev şırınganın içine, aylardır çığırtkanlık yapan ve bencillik eden herkesi dolduruyorum. Dışarı fışkırırlarken dağılıyorlar. Rahatlıyorum. Tüm bunları sadistçe bulanlara dönüp; “merhametimi, seyirci kalmaya ve köleleşmeye zorlananlara saklıyorum” diyorum.

Bunların hepsi düşüncede, o bir anlık cızırtıyla olup bitiyor. Plak dönmeye devam ediyor sonra. Zaman geçmeye devam ediyor. Hiçbir soruna kesin bir çözüm getirilemiyor. Tarihte büyük yeri olacak bir yıla tanıklık ettiğim için şanslı mı sayılırım!?

Bir şeyler tekrar ediyor. Doğaya yine hiç iyi gelmiyoruz. O da bize hiç acımıyor. “HİÇ” bir zaman…

z.merveaynur@gmail.com

Vielleicht gefällt dir auch