ATA EYÜP KAYNAR

Pandemik kış depresyonu

Viyana – Sonbahar ve kış ayları ile birlikte enerji kaynağımız güneşi daha seyrek görür ve sıcaklığını daha az hisseder olduk. Gezegenimizin güney yarım küresi yaza merhaba derken kuzey yarım küredeki bizler ise soğuk günler yaşıyoruz. Güneş sistemimiz, belki de galaksimizdeki döngü ve denge bunu gerektiriyor.

Mutluluk hormonu olarak da adlandırılan serotonin beyin ve sinir sistemimizde data ve sinyallerin iletimini sağlayan önemli nörotransmitterlerin başında gelir. Enerjik, aktif ve mutlu olma yeteneğimiz için aynı zamanda biyolojik gece-gündüz ritmimiz ve uyku dengemiz açısından son derece önemlidir. Benzer biyolojik kimyasal oluşum birçok hayvan türü için de geçerlidir. Serotonin üretimi güneş ışınları ve Vitamin-D3 desteği ile olur, ilkbahar ve yaz aylarında bolca, sonbahar ve kış aylarında ise doğal olarak daha az üretilir.

Bu yüzden kasım ve aralık aylarında bir çoğumuz yorgun, isteksiz hisseder kendini, melankolik, üzgün bazen de daha sinirli ve çabuk öfkelenen bireyler oluveririz. Uyku düzenimiz değişir, daha çok uyku gereksinimiz olur genelde, kimimiz de uykusuzluk yaşarız. Daha çok yeme isteği, tatlı ve şekerli besinlere düşkünlük bu aylarda çoğalır. Tahıl türleri, baklagiller, diğer karbon-hidrat ve şeker içeren besinler serotonin üretimini artırır, işte bu yüzden doğal, evrimsel genetik içgüdümüz devreye girer ve serotonin depolarımızın daha da boşalması engellenir. Bu içgüdü sayesinde gezegenimizdeki bir çok canlı türü gibi biz homo sapiensler de bugüne gelebildik.

Kış aylarında ortaya çıkması nedeni ile depresyon türlerinden biri olan kış depresyonu toplumlarda her yüz kişiden 3 ile 5 kişide görülür ve genelde 90 gün kadar yani 3 ay sürebilir. Kuzey ülkelerde daha sık, güneyde daha az görülür. Diğer depresyon tiplerinde de kış aylarında artış ve semptomların ağırlaşması görülebilir. Böyle durumlarda bir uzmana mutlaka danışılmalı, psikolojik veya psikiyatrik kontrollar zamanında gecikmeden yapılmalıdır.

Bu sene pandemi ile birlikte bambaşka bir kış yaşıyoruz, yasaklar, kısıtlamalar, okulların uzaktan öğretime geçmeleri, işsizliğin artması, ödenemeyen kiralar, elektrik, gaz faturaları kış depresyonunun daha sık ve daha yoğun yaşanmasına, daha uzun sürmesine yol açıyor. Bu yüzden yazımın başlığını “pandemik kış depresyonu” olarak seçtim.

Fotoğraflar: Ata Eyüp Kaynar

Şimdi sıra sevindirici ve umut verici haberlerde: 21 Aralık ile birlikte günler tekrar uzamaya başladı, daha uzun süre gün(eş) ışığı göreceğiz, serotonin üretimimiz artacak ve pandemik kış depresyonumuzdan yavaş yavaş çıkmaya başlayacağız.

Peki bizler depresyona karşı bir şeyler yapabilir miyiz? Tabii ki!

Açık havada yürüyüş ve gezintiler, gece erken yatmak, iyi bir uyku; aşırı çay, kahve, nikotin ve alkolden uzak durmak, dengeli beslenmek depresyona karşı faydalı olabilir.

Soya fasulyesi ve soya fasulyesinden üretilen tofu, parmesan ve kaşar peyniri, mercimek, bezelye, kuru fasulye, balık, özellikle (somon, morina, hamsi gibi) soğuk deniz balıkları, tahıl çeşitleri (özellikle yulaf), fındık, fıstık, ceviz, kakao, siyah çikolata yüksek oranda bir tür aminoasit olan triptofan içerirler, triptofan da kimyasal olarak serotonine metabolize edilir.

Renkler de depresyona karşı oldukca etkilidir. Güneş renkleri, sarı, turuncu, portakal renkleri, enerji veren kırmızı evlerimizde mutlaka bulunmalı; gömlek, bluz, kazak ve koşkolumuzu bu renklerden seçmemizde faydalı olabilir.

İçinden çıkamadığınız durumlarda, karamsarlığa düstüğünüz zaman mutlaka bir uzmana danışın.

İçinizdeki güneş bol olsun, sağlıklı ve keyifli günler dileği ile!

………………………………………….………………….
Aile Hekimi & Tıbbi Beslenme Uzmanı 
www.kaynar.at – kaynar@chello.at

Vielleicht gefällt dir auch