DUYGU FIRAT-TELLİOĞLU

Renklerimi aldın!

Renklerimi aldın!*

İsteseydin yine verirdim. Benimkisi tuvaline yabancı fırça debelenmesiydi zaten. Ne var, gözünü ayrı çizdiysem, ayrıca severdim ben onları, benimkisi boca etmek değil, hibe ettim renklerimi…

Al, kızgınlıklarımı kızıla boyadım ama yine bana kaldı doğmamış cümlelerin sancısı…

Tutsak renklerin dansından bu kadar olur ancak, bu aralar seni düşünmek de oldukça yasadışı, insan haklarına aykırı bu hâlbuki…

Beceriksiz amatör âşık muamelesi görmekten usandım, olabildiğince renkli düşünmüştüm ben seni oysa ki…

Bak, tek tek hesaplaşıyorum her günle… yine de bir palyaço komikliği ellerimde… ağlasam diyorum boyalarım aksa, sen gülsen bana…

Kısır bu şehir kalabalığı, evlerin ışıkları gibi tekdüze, perdeler görünmez yapmaz adamı.

Her sohbetin sonunda laf dönüp dolaşıyor, dolanıyor dişime sonra dilime, ordan bir yolunu bulup mutlaka sana geliyor. Elime yüzüme bulaşıyor sonra, orda kalakalıyor sohbet, laf lafı açmıyor. Lafın bir şey açaçağı yok zaten, düşünsene laf sana gelse, tutsa elinden bana getirse… laf laftan anlamıyor anlayacağın…

Ben de bir şeyden anlamıyorum… içimde hep bir uçma tutkusu, ütopya keşfinde bir çay içme isteği belki de… sıradanlığın özlemi ya da uçarı bir yanılma payı olabilir şu heybetlenme sevdası…

Renklerimi aldın, isteseydin yine verirdim. Neydi ki o aceleci grilikler sende. Adam akıllı sevdalanacaktık hâlbuki, boğazımıza düğümlenecekti özlemler. Sıyrılacaktık ve kendi sıradanlığımıza doğacaktık, hiç olmadığımız kadar özgür.

Bir meydan okuma telaşı tuvalimle aramda, ne kadar çabalasak o kadar yenik. Fırça, darbe yapmak yerine debelenince, küser tabi renklerim. Neyi çizse, kendine eksik…

Geceyi çizmeye çalışmak en bedbahtı. Erken yaşlanma kaygısı ellerimin titremesinde; gereksiz yıkıntı, enkaz çürüğü, oldukça adaletsiz demleri gecelerin, işiği çizilmiyor. Hayır varsam gitsem yarına ne diyeceğim?

Şafağa asılı umutsuzluk var şu aralar içimde, ucunda yanık bir türkü, soğuk bir kahve ve bir paket sigara… Hani, ‘çiz’ desen bana, ağlayacağım oracıkta, donacak sonsuzluğa çözümsüzlük. Laftan anlamaz bir haylazlık sarmasa içimi, çoktan bırakmıştım seni…

Renklerimi aldın, isteseydin yine verirdim…

…………………………………..
*Bu ay, 11.01.2011’de yazdığım eski bir yazımı paylaşıyorum.

Psikoterapist
Duygutellioglu.at
Firatduygu@hotmail.com

Vielleicht gefällt dir auch