Salgın günlerinde postacı trafiği

Salgın günlerinde, günde kaç kere zilimize basılıyor hatırlamıyorum. Bazı postacılarla neredeyse ahbap olduk artık.

Sabahın ilk ışıkları yatağa henüz vurmuşken irkiliyorum birdenbire. “Zırrr!” Kapı zili çalıyor! Yataktan bir hışımla fırlıyorum. Saniyeler içinde üstüme bir şeyler geçirip, aynada saçımı başımı biraz düzeltip, kapıya koşuyorum. Gelen kim mi?

Tabii ki postacı!

Bu günlerde günde kaç kere zilimize basılıyor hatırlamıyorum. Öyle ki bazı postacılarla neredeyse ahbap olduk artık. Her milletten gencecik insanlar çoğu da. Hepsinde bir telaş gözlemliyorum. Kamyonlarındaki paketleri bir an önce birilerine ve bir yerlere yetiştirmenin telaşı bu.

Salgından sonra hemen hemen tüm mağazalar kapanınca, insanlar çareyi internet üzerinden alışverişte buldu. Bizim evde de, evin gençleri bu işte usta tabii ki. Onlardan sonra eşim geliyor sırada. O da çoğu zaman elektronik eşyalar -bilgisayar parçaları- ısmarlıyor. Bana gelince, ben hâlâ eski kafayla gidiyorum. İstiyorum ki, aldığım şeyi üzerimde deneyeyim, dokunayım, satıcı ile muhabbet edeyim ve nihayetinde de kasaya gelip ücreti elimle ödeyeyim. İşte tam da o an kendimle gurur duyuyorum. Çalışıp, kendi paramı kazanıp, bir ihtiyacımı karşılamış olmanın gururu bu. Bunu canlı canlı yaşamayı seviyorum…

Peki insanların bu kadar kabuklarına çekilip, her işlerini oturdukları yerden halletmeleri normal mi?

Aslında ‘online’ alışverişler son birkaç yıldır çoktan yaygınlaşmıştı. Salgının gelmesiyle acayip bir ivme kazandı sadece. İnsanlar bu yolla zaman kazanıyorlar. Oturdukları yerden, almak istedikleri ürünün binbir çeşidini bir arada görüp, hatta fiyat kıyaslaması da yapabiliyorlar. Yani, bayağı pratik aslında. Diğer taraftan şu da bir gerçek ki, anatomik yapımızda hareket var aslında. Yürümek, temiz havayı ciğerlerimize çekmek çok önemli. Sosyal varlıklarız da aynı zamanda. Birileriyle konuşmaya, sohbete ihtiyacımız var. Alışveriş öncesi bir dostla buluşup, beraber kahve içip, güne  böyle başlamayı hangimiz sevmeyiz ki?

Nihayetinde düşünüyorum da, insanın elinde alternatiflerinin olması güzel bir şey. Herkes kendisi için en uygun olan sistemi seçebiliyor.

Vielleicht gefällt dir auch