“Sevmiyorsan ölüsün demektir. Seversen seni öldürürler”

Piyasa, her yaşanmışlığı, süreci, istatistik eğrileriyle görünür kılmayı sever. Hesap yapmayı bilmeyen, piyasalarla işi olmayan 10 numara adamdı Maradona.

A. H. CETECU

Viyana – Bu dünya üzerinde çok az insana nasip olmuştur Diego Armando Maradona gibi sevilmek ve çok az insan onun gibi uğraşına böylesine tutkuyla bağlanıp onunla bir olmuştur.

Maradona, teknik açıdan futbol tarihinin en komple oyuncusuydu: Futbol zekâsı, topu sürüşü ve kontrolü, özellikle demarke durumunda olan futbolcuya “al da at” dercesine verdiği pasları, şutları, oyunu kurması, çalışkanlığı, takım ruhu ve en önemlisi de ne yaptığını çok iyi bilen bir sol ayağı; yetmedi zarif, tutkulu ve havalıydı Maradona. Futbolu bilimsel kesinlik, şiirsel imgelem barındırıyordu; hesapsız inancın adanmışlığı vardı onda. Yeteneği hakkında kendisine soru soran gazeteciye: “Annem en iyisi olduğumu söylerdi”, diye cevap verir.

İsminin baş harfi “D”, forma numarası olan 10 sayısı ve sonuna S harfi ekleyerek D10S, yani “Tanrı” diye yazıyorlardı adını Arjantinliler.

1986 yılında Meksika’da yapılan Dünya Kupası çeyrek final karşılaşmasında İngiltere’ye eliyle attığı golden sonra: “Maradona’nın kafası ve Tanrı’nın eliyle gelen küçük bir goldü” sözleri, insanlarda en az attığı gol kadar kabul gördü. Söylediği söz, zekâ dolu eylemiyle öylesine uyumluydu ki, kabulden başka bir ihtimali olamazdı. Eylem ve söz birlikte: Gerçek, güzel ve iyiydi. Bu golden sadece dört dakika sonra altı İngiliz futbolcuyu çalımlayıp attığı efsane gol, uluslararası futbol organizasyonu FİFA tarafından yüzyılın golü seçilecekti.

1982 yılında, henüz 22 yaşındayken katıldığı ilk Dünya Kupası’nda rakip takımın teknik sorumluları Maradona’yı ancak futbol dışı uygulamalarla durdurabileceklerini biliyorlardı. Yıllar önce Barcelona forması giydiği dönemde ona karşı uygulanan bu korkak ve adi yöntem İspanya’daki futbol yaşamını bitirmişti. Aynı durumu Maradona ikinci kez yaşayacaktı. Ona futbol oynatmama üzerine kurulu çoklu markaj, oyun esnasında kendisine edilen küfür ve hakaretler, doğrudan sakatlamaya yönelik sert müdahaleler… 82 Dünya Kupası’nda Maradona istenileni veremediği gibi, rakiplerine benzeyerek kırmızı kartla oyun dışında kalacaktı. Arjantin’in turnuvadan elenmesi, aslında teknik zarafetin, estetiğin, seyir zevkinin elenmesiydi.

Futbolu bir sanata dönüştüren Maradona gibi oyuncuları koruma amaçlı olarak FİFA, bu tarihten sonra kurallarında değişikliğe gidecekti. Sert-erkek-futboluna karşı ilk adımlar böylelikle atılmış oldu.

FİFA’nın bu adımı olsa olsa, yediden yetmişe herkesin sevgilisi olan Maradona üzerinden kendisini biraz olsun temize çekme çabasıydı belki de. Oysa aynı FİFA, Maradona’yı bitirmeye yemin etmişçesine sonraki zamanlarda ona karşı çok ağır davrandı. FİFA, turnuvalarda tur atlamasını istediği takımları testlerle pek uğraştırmazken, tersi durumlarda çok acımasız olabiliyordu. Maradona örneğinde, o ve onun gibi futbolcular üzerinden milyon dolarlar kazanan bir kurum, bu futbolculara destek olması gereken yerde, tam tersi adımlar atmıştır hep. Spor tarihinin bu nadide örneğini bitirmek için her şeyi yaptılar futbolu geliştirip yaygınlaştırmakla sorumlu FİFA yöneticileri. Maradona, en baştan beri FİFA’nın pek haz etmeği bir futbolcuydu. Bürokratik ve iki yüzlü uygulamalarına karşı çıkıyor, güçlü ülke ve takımlar lehine oluşturulan düzenlemeleri eleştiriyordu.

Tanrılar, titanlar ile hareket eden Maradona’ya tahammül edememişlerdi. Ve acımasız tüketim dünyası, Maradona’dan öç alırcasına onu geldiği fakir yaşama geri göndermek için her şeyi yaptı.

Evet kimilerine göre Maradona, Pele gibi akıllı davranmamıştı. Har vurup harman savurmuştu, hep birilerini provoke ediyordu, saygın -tırnak içerisinde- kurumları karşısına alıyordu vs. vs. Evet, kendilerince haklılar bunu söyleyenler. Ama Maradona en baştan beri böyleydi, kendi yolunda giden bir yolcuydu o. Örneğin futbol kariyerinin ta en başında kendisine hayli yüklü miktarda para teklif eden River Plate’e değil, sadece kirasını ödeyebileceği teklifini sunan, çocukluğunun hayali Boca Juniors’a gitmişti.

Her yaşanmışlığı, süreci, istatistik eğrileriyle görünür kılmayı seven piyasa, Maradona’nın hayatını da çok dik bir çıkış-iniş eğrisiyle tarif etti, ölüm haberinin verildiği günün ertesinde.

Hesap yapmayı bilmeyen, piyasalarla işi olmayan 10 numara adamdı Maradona.

cetecu@posteo.de

Vielleicht gefällt dir auch