CENGİZ KÖSE

Sosyalist dijital toplum

Rostock – Sınırlı kaynaklara sahip dünyamız sınırsız üretim, kâr ve sömürüyü kaldırmıyor artık. % 1 plutokratlar, dünyanın yüzde 80 servetine sahip, geriye kalan toplumlar buna yoksullukla ‘izin’ veriyor. Doğanın diktatörlüğü artık kaynakların ihtiyaç dışında kullanılmasına geçit verecek mi? 250 yıllık kapitalist sisteme ilelebet mecbur ve mahkum olmadığımıza, bir daha tanık oluyoruz. Serbest rekabeti ve pazarı kendileri yıktı. Alışveriş merkezlerine bakın, her yerde aynı şirketler karşınıza çıkıyor. Alternatif şirketlere yer yok, fırsat bulduklarında birbirilerini de tasfiye ediyorlar. Sonuçta doğa kanunu olamayan bu sistem, insan tarafından değiştirilebilir.

Dünya transformasyon sürecine girmiş bulunmakta ve toplum bir sonraki çağa sıçramaya hazırlanıyor. Silicon Valley ve dünyanın diğer merkezlerinde geliştirilen dijital yazılımlar; iş, ekonomi, sağlık, eğitim, haberleşme ve ulaşımda yerini aldı. Teknolojik devrimler sosyolojik yapıları da beraberinde, adım adım değiştiriyor. Davranışlarımız, alışkanlıklarımız, birarada yaşamamız değişiyor ve dijital sistemle uyumlu hal alıyor. 

Peki dijital sistemi global ölçekte kim istiyor? Böylesi dijital sisteme ihtiyacımız var mı? Dijital toplum % 1’in çıkarları için mi kuruluyor?

Buhar makinesi, lokomotif ve ilk üretim araçları insanlığın yararına değil (icat dahilerini kast etmiyoruz), keşf edilen kaynakların gasp edilip zengin erke ulaştırılmasını amaçlıyordu. Kaynaklarda çalıştırılan ücretli köleler, yani işçi sınıfı, Karl Marx´ın dünyayı değiştirme klavuzuyla, çağa müdahalede bulundu. Haftada 80 – 90 saat çalıştırılan işçiler teknolojinin gelişimiyle ve Marx´ın katkısıyla, çetin mücadele sonucunda haftalık çalışma sürelerini, 30 saate kadar indirmeyi başardı.

Dijital teknolojinin küresel sermayenin hizmetine değil, sosyal toplumsal projeye dönüşmesi için, insanlık yeniden müdahalede bulunacak.

Sosyalist Dijital Toplum ufukta gözükmeye başladı. Başta ABD olmak üzere dünyada sosyalizm talepleri yükselişte, ancak sosyalizm taleple gelmez veya sipariş edilemez. Global ekonomik ve toplumsal krizden insanları şirketler, karteller ve tekeller değil, ancak toplumsal dayanışmacı programlar kurtarabilir.

Dünyada sayısı 3 milyarı aşan işçi var, gıda üretimi bugün 12 milyar insana yetecek miktarda. Peki 7,5 milyar insanın yaşadığı gezegende, bu insanların yarısı neden aç ve yoksul bırakılıyor? Üretim fazlası gıda ürünlerini tüketecek alım gücü yok ve global sermaye ‘kâr’ yapamadığından, satılamayan tonlarca gıda maalesef çöpe gidiyor.

Bu gidişe artık sosyalist tepkiyle müdahale edilebilirse, Sosyalist Dijital Toplum’un inşasına yol açılabilir bu. Son aylarda hepimizde ortak bir davranış fark edilmekte. Varlığımızı sürdürebileceğimiz gıda ve temel ihtiyaçlarımızın bize yeterli olduğunu gördük. Yani ihtiyaç dışı tüm harcamalar ve savurganlık olmasa da yaşam devam ediyor.

İşte, sosyalizmin merkezinde ihtiyaca göre üretim ve paylaşım yer alıyor. Kaynakların ve üretim araçlarının devlet sınıfına değil, toplumsal mülkiyete (Vergesellschaftung) dahil edilmesi ve dijital sistemin kontrolünde tüketim kadar üretim planlaması çok daha kolay uygulanabilir. İnsanların aylarca yapabildiklerini (hata oranı mevcut) dijital sistem %99 hatasız ve hızlıca sonuçlandırabilir.

Dijital teknolojiyle birlikte %50´ye yakın meslek (manuel hizmet ve üretim) ileriki yıllarda tarih olacak. Robotlar ve yapay zeka, çalışanların yerini aldığında, geriye kalan insanların yapacağı diğer işlerin süreleri olağanüstü kısalacak. Gelecekten çekinenler işsizlik kaygısıyla, çareyi geçmişte arayacaklar. Ancak eski yöntemlerle yeni sorunları çözemeyiz. Yeni fikirlere, viyzonlara, önerilere ve katkılara ihtiyaç var. Dijital teknolojinin işsiz bırakacağı insan topluluğunun sosyal güvencesi nasıl olacak? Koşulsuz temel gelir projesi, ileriki dönemde toplumların geniş kesimlerinde gündeme gelecek. ´Herkese maaş´ diyebileceğimiz bu proje, ancak sosyal bir amaçla işsiz yığınların ihtiyaçlarını karşılayabilir.  

Peki, herkese maaşın kaynağı nasıl sağlanacak?

Vizyon şöyle: Her alış veriş hareketinde aynı anda veriler (0,005% vergi, bit veya puan…) merkezi bilgisayarın havuzuna aktarılacak. (Örnek: Bir günde 3 milyon transfer.) Ay sonunda temel gelir bilgisayarında toplanan milyonlarca veri, yaşını dolduran herkese App aracılığıyla cep telefonuna gönderilecek. Verilerin karşılık değeri kişi başına “1500 EUR” şeklinde hesaplanabilir. Bir başka fikir ise, TV yayın vergilerinden bir miktarın, dijital toplumda koşulsuz temel gelire dönüştürülüp aktarılması olabilir. Veya insansız dijital firmalardan vergi alınarak temel gelir havuzuna katkı sağlanabilir. Yada daha ileri giderek, artı değer vergisini kaldırıp yerine temel gelir oluşturulabilir. Çünkü robotlar insan gibi artı değer üretmeyeceği için, bunun vergilendirilmesi anlamsızdır.                                                 

Dünyada en çok “müşterisi” olan dijital küresel şirketlerin (sosyal medya), ‘veri’lerden elde ettikleri kârdan da kaynak sağlanabilir. İnternet ilk önceleri devlet kurumlarında ve askeri alanda kullanılmaktaydı. 90’ların sonunda ağ ulaşımı herkese sağlandı. Ancak son yıllarda dijital küresel şirketlerin hakimiyetine geçti ve şöyle bir durum ortaya çıktı: Mal ‘üretimi’ yapılmaksızın insanın gönderdiği veriden kâr elde ediliyor. Gönderdiğimiz veri karşılığında dijital küresel şirketlerden temel gelir için, pay talep edilebilir. Çünkü milyarlarca internet kullanıcısı her gün bu şirketlere karşılıksız hizmet sağlıyor. Bizim gönderdiğimiz bilgiler, fotoğraflar, haberler, anketler, videolar vs. hazır tepsi gibi önlerine konuluyor ve dijital şirketler tarafından değerlendirilip, kendi müşterilerine pazarlanıyor. Fakat bu pazarlıklardan bize herhangi bir pay aktarılmıyor, yani bize ödenmeyen bir emekden söz edebiliriz.

Her gün internette saatlerce geçirdiğiniz ‘boş vakit’ aslında dijital şirkete sağlanan karşılıksız hizmettir. Örneğin, çekimini yaptığınız videoyu sosyal medyada 10 bin kişi izler ve aynı anda reklam ekrana düşerse, bu reklamın tüm kârı, sizin videonuz sayasinde dijital şirketin hesabına aktarılıyor. Yine ödenmeyen emek ortaya çıkmıyor mu? Gönderilen miliyarlarca veri, onlar için altın değeri taşımakta. Yine internet banka transferinde tüm işlemi baştan sona biz yaptığımız halde, banka bizden ücret kesiyor. Burada da aslında bize ödenmeyen emek var. Adı sosyal medya olan sanal ortamdan, toplumun bireylerine de emek karşılığında ücret ödenebilir.

Yani kaynak için devlete ihtiyaç duymadan da formül bulunabilir çoğaltılabilir. Temel gelir önce geçici bir proje şeklinde denenmeye değer. Kabul görür ve kalıcılaşırsa, gelirin miktarı yeniden düzenlenebilir.

Devlet büyük bir yükten kurtulup ‘rahatlayacağı’ için, iş bulma ve sosyal yardımlaşma gibi kurumlarını yeniden gözden geçirecektir. Sermaye, temel geliri kendi çıkarına çevirmeye çalışarak, asgari ücretin altında maaş ödemeyi hayal edebilir. Bu durumda insanlar temel gelirin koşulsuz ve bağımsız değerlendirilmesine ve bu hakkın korunmasına müdahalede bulunacaklar.

Peki insanlar ‘çalışmadan’ gelir elde ederek boş zamanlarını nasıl geçirecekler? Değişen insan, nihai ücretli iş ile gönüllü iş arasında tercihini yapabilecek noktaya gelecek. Miliyonlarca insan, isteksiz yaptığı ücretli ‘zorunlu’ işlerden kurtularak, gönlündekini, hayalini gerçekleştirme fırsatına erişecek.

İsteksiz ücretli işte, insan yüzüne yapay maske takarak, 8-10 saat özel diktaların altında ezilmekte. Gönüllü işimiz, uğraşımız veya hobilerimizle meşgul olduğumuzda, gerçek kişiliğimize dönüp değer üretebiliriz. Gönüllü işimiz, uğraşımız veya hobilerimizle meşgul olduğumuzda, asıl kişiliğimize dönüp gerçek değerler üretebiliriz. Müzik, spor, eğitim, doğa, yardımlaşma kurumları, dernek, sanat, You Tube videosu gibi alanlarda uğraşan insanlara fırsat doğacak. Veya dünyası bizim gibi olan arkadaşlar gazete, kitap, medya ve felsefeye daha çok vakit ayırabilecekler.

……………………..
Yazının Almancası için link:: http://gazeteoneri.at/die-digitale-sozialistische-gesellschaft/
cengiz_aut@outlook.com




Vielleicht gefällt dir auch